26 Aralık 2013 Perşembe

maria in wonderland


Önce yap sonra neden ara, kesin bulursun bir şeyler, bulamasan da sorun sendedir, yapmanı istemişsem vardır bir nedeni, en kötü ihtimal “ki ihtimalin kötüsü yoktur güncemde” yarın yağmur yağacaktır. Düşünsene yaz günü yağmurun yağacağını, tozun toprağın düşen damlalara yapışıp soluduğumuz havayı terk edeceğini. Gel söz dinle, müritmişsin gibi yap ve kurtul kalabalıktan, iyi hissetmezsen yemek ısmarlarım sana, iyi hissedersen sen kendine ısmarlarsın bana haber vermeden. Üstelik şeyh bile değilim ben, korkmana gerek yok...
Sorgulamak güzeldir ama cevap bulamıyorsan yaptıktan sonra da sorgulamayı, tekrar cevap aramayı denemelisin. Çünkü göremezsin hiçbir şey herkese bakarken, kendini özel hissetmek istiyorsan seçtiğin kişileri gözlemelisin ki o seçtiğin kişiler seçkindir ve zamanla seni de seçkin yapacaklardır. Rüyadır hepsi ve uyanana kadar mutlu olacaksın, harikalar diyarı diye bir şey yok aslında biri seni çimdikleyene kadar yaşayacaksın.
Ve güneş ve İstanbul ve hayat sokak aralarından sokaklara, sokaklardan caddelere... Sahi ne işi var bu kadar insanın burada, ipini koparan, ayakları üzerine duran karışmış kalabalığa. Kalabalık ki bildiğiniz kalın kabuklu karpuz, kesmece de değil ha hepsi ucuz pazar malı, kesseniz kabuktan kırmızı görünmez, tatsanız üstüne üç gün yemek yenmez.
Seni yazıyorum şimdi kurtul kalabalıktan, kendini kandır ve özel olduğunu düşün. Saçı olmayan adam saçı olduğunu düşündü diye saçı çıkmaz, bedeline katlanır ve saç ektirirse çözülür sorun. Twitter dediğin sığır çiftliği gibi, birisi seni izliyorsa ona nedenler vermelisin ama bu nedenlerden biri senin onu izliyor olman olmamalı. Birileri seni izliyorsa izlenmeye değer bir şeyler olmalı, sen birilerini izliyorsan izlenmeye değer bir şeyleri olmalı.
Ben hayatım boyunca çok az şeye inandım ama hep birilerinin bana inanmasını bekledim, yetmedi istedim de. Oysa birilerinin bana inanması için bir şeylere sahip olmalıydım, üretmeli ve ürettiklerimle diğerlerini ikna etmeliydim. Şimdi bir oyun hepsi, artık inanmak da bir oyun inandırmak da, yol doğru, yöntem doğru ama ben yanlışım, üstelik tadını çıkarmayı da öğrendim tüm yanlışlarımın.
Sahi olur mu artık sabah, yaz yaz nereye kadar, birisi Maria’ya doğruları söylemeli; gündüz gözüyle görülen rüyalar hayra yorulmaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder